Günümüzde dijital cihazlarla geçirdiğimiz süre, giderek artarken bu durum sosyal ilişkilerimizi ve psikolojimizi de doğrudan etkilemektedir. Hatta öyle bir noktaya erişmiştir ki sabah gözümüzü açar açmaz ilk işimiz telefona gelen bildirimleri kontrol etmektir. Dijital cihazlar artık bedenimizin bir uzvu gibi işlev görerek insani özelliklerimizi köreltmek için çalışan, bir organizma sistemine dönüşmüştür.

 Oysa insan bunu kavrayabilseydi sabah gözünü açar açmaz ilk işi telefona bakmak yerine, penceresini açarak temiz hava almayı ve günün ilk ışıklarını vücuduna depolamayı tercih ederdi. Lakin gel görelim ki bu devirde bu bilinci kavrayabilen insan sayısı epeyce azdır hatta bunun yerine birçok insanın yaptığı gibi ilk düşündüğümüz şey, uyurken telefonlarımıza gelen bildirimlerin merakıyla telefona sarılmak ve günün ilk ışıklarını dijitalleşmiş olarak almaktır. Bu durumda bütün günümüzü nasıl geçireceğimize dair ufak bir ön izlemesini, gözler önüne sermektedir.

 Dijitalleşmeyle birlikte yalnızca yaşantımız değil; duygularımız, düşünce biçimimiz ve algı süreçlerimiz de doğrudan etkilenmiştir. Araştırmalar doğrultusunda, uzmanlar uyanır uyanmaz ekran ışığına maruz kalan insanların anksiyete, stres ve depresyon gibi duyguları birebir tetiklediğini gözler önüne sermektedir. Çünkü başkalarının hayatını görmek insanın karşılaştırma ve kendi benliğindeki yetersizliği hissetmeye yol açmaktadır. Bu durumda, insanın ruhiyesini etkilemekte ve günün geri kalan zamanını bu yetersizlik duygusuyla geçirmesine sebep olmaktadır. Sonuç olarak daha öfkeli, huzursuz ve mutsuz bireyleri sokaklarda, iş yerlerinde ve hatta evimizde gözlemlemekteyizdir. Araştırmaların sonucu yine bize gösteriyor ki başkalarının hayatını bu denli gözlemleyen insanların, kendi sosyal yaşantısının başka hayatlarla karşılaştırma, pay biçme ve özenme duygusunun oluşmasına, bunun sonucunda ise mutsuz ve sürekli kıyaslama endeksli ilişkilerin çoğaldığını gözler önüne sermektedir. Yine birçok evliliğin sonlanma noktasına ulaşmasının altında yatan sebebin, dijital ve sosyal medya araçlarının kullanımından doğduğu dikkat çekmektedir. Sosyal medyada yansıtılan lüks tüketim fulyası, özendirme ve kıskançlık duygusunu tetiklemede önemli bir faktör olarak görünmektedir. İnsanlar lüks yaşantılarını sosyal medyalarda paylaşarak takipçi kasarken, onları takip eden kesim özenme ve günün birinde onlar gibi hayat yaşayabilme beklentisiyle, kendi sosyal yaşantısında büyük bir buhrana sürüklenmesine ve yaşam kalitesini düşürmesine yol açmaktadır.

Yaşadığımız yüzyılın en keskin silahı olan, dijital dönüşüm endeksinin kaçınılmaz bir ürünü olan sosyal medyanın bu denli derin ve sarsıcı etkileri birçok makale ve araştırmaların başlıca konusu olmuştur. Akademisyenler ve bilim insanları bu konular hakkında sayısız akademik inceleme, deneyler ve makaleler yazmıştır. Modern dünyanın en güçlü enstrümanı olan sosyal medya, insanın psikolojisini ve toplumsal davranışları üzerindeki derin etkilerini vurgularken bir noktada da dijital dünyanın hem fırsatlarını hem de zorluklarını gözler önüne sermiştir. Kullanım biçimine bağlı olarak değişkenlik gösteren bu alan, günümüzün kuşkusuz en etkili silahı niteliğindedir. Ancak bu tutsaklık bütünüyle kaçınılmaz değildir; sosyal medyada geçirilen süreyi azaltmak hatta dijital detoks yaparak etkilerini minimalize indirgemek mümkündür.

Yorum bırakın