Bir insan para kazanmak için ne kadar ileriye gidebilir?

Yıllarca tartışılan bu konu, insanoğlunun varoluşundan beri vardır. İnsan yaşamını sürdürebilmesi için bazı araçlara ihtiyaç duyar. Bu bazen manevi ihtiyaçlar olurken bazen de maddi tatminlikle gerçekleşir. Ama burada ölçü, doyum noktası olur. İnsanlar içgüdüsel davranışlara sahiplerdir. Bundan dolayı yaşamda kalma mücadelesi içine girerler. Ancak yaşamda üstünlük kurmak için rakiplerini saf dışı etmeleri elzemdir. Bu üstünlük duygusundan ötürü, rekabet ortamından fazla haz etmezler. Çünkü bilirler ki yarışmanın sonunda her zaman bir kazanan olur. Diğerleri sadece bir oyuncudan ibarettir. Bundan dolayı insanlar kazanmak için akıl almaz işler yapabilir. Bununla beraber akıllarda, bir insan ne kadar ileriye gidebilir sorusu, her daim vuku bulur.500188C3-2263-49A9-B4FE-B1E933EB50C4

Sürü psikolojisinden beslenerek yaşamını sürdüren insanlar, bazen bu sürüden ayrılmak ister sebebi ise kendi sürüsünü kurabilme isteğidir. İşte burada son yüzyılın büyük gücü olan ‘Para’ devreye girer. Para, M.Ö. 7. Yüzyılda Anadolu’da bir uygarlık olan Lidyalılar tarafından bulunur. Tabii bundan önce birçok yol denenir; öncelikle malların mübadelesi olan takas yöntemi kullanılmıştır. Ancak yıllar sonra bu yöntemin yeterli olmadığı gözlemlenir. Çünkü o yıllarda takaslar zamanla herkes tarafından kullanıldığı için yıpranır ve ilk günkü değerini koruyamaz. Böylece yıpranmayacak ve değerini koruyan para keşfedilir. İşte o zaman insanoğlunun en büyük savaşı olan parayla imtihanı başlar. İnsanlar benliklerini paraya aktararak statü sahibi olmaya hak iddia ederler. Öyle ki birçok devlet elinde bulundurduğu paranın gücünden yararlanarak, halkının üzerinde iktidar talebinde bulunur. Tarih boyunca bu talepler karşılık bulsada gelişen dünyada geçerliliğini yitirmeye başlar. Çünkü karşılarına para kavramı yine engel olarak çıkar. M. T. Cicero’nun “Paranın fethedemeyeceği kadar, sağlam bir kale yoktur.” sözü, buna kanıt niteliğindedir. Nitekim birçok güçlü imparatorluk para karşısında, tarih havuzunda can çekişti. Onlardan geriye kalan tek şey ise kazanmış oldukları zaferler ile hatırlanma oldu. Efsanelere göre Fransız Komutanı Napolyon’a, “savaş kazanmak için gerekenler nedir?” diye sorulunca, Napolyon tarihe kazınmış olan şu cevabı verir; “para, para, çok para” işte bu cevap, hurafelere tabii olsada yıllarca akıllara nüksetmiştir.

E7209E36-3EF7-41B4-9147-73562C3E53EE

İktidar sahibi olunması için önce paranın elde edilmesi gereklidir. Dan Gilroy’un Gece Vurgunu adlı filiminde bu konu ustaca ele alınır. Filmde insanlar para uğruna ne kadar ileriye gidebileceğini açık ve net bir şekilde gözler önüne serer. Filmin baş karekteri olan Lou Bloom, para kazanmanın yollarını arar, ancak eğitim hayatı olmayan Lou’yu kimse işe almak istemez. Bundan dolayı para kazanmak için hırsızlık yapar ve çaldığı malları satmaya çalışır. Ama ürünler çalıntı olduğu için kimse ondan, malları satın almaz. Karamsarlık içinde yoluna devam eden Lou, bir trafik kazasına şahit olur. Arabadan inerek olan biteni kavramaya çalışır. Bağımsız bir muhabirin kaza anını görüntülediğini görünce onu takibe alır. Muhabirin telefon konuşmasına şahit olan Lou, görüntülerin para karşılığında bir kanala satıldığını gözlemler. Lou, para kazanmanın yolunu bulmuş gibiydi, elinde bulanan bisikleti satarak kamera almakla işe başlar. Ancak dükkanın sahibi istediği maliyeti ödemez. Lou ise mübadele yöntemi olan takasa başvurur. Bir kamera ve polis telsiz dinleme cihazı karşılığında bisikleti takas eder. Birkaç günlük araştırmalar sonucunda, bu işe atılmaya karar verir. Ancak Lou, ahlaki ve etik kurallardan soyutlanmış bir bireydir. Bu işe ayak uydurması fazla zaman almaz. Çünkü medya kuruluşların, görüntüleri yayınlaması için tek  şartı:  insan vahşetinin görüntülenmesidir. Şehirde yaşanan tüm kanlı cinayetleri görüntülemeye çalışan Lou, para kazanmanın hazzını yaşayınca daha fazla araştırma yapmaya başlar. Ve sonucunda ‘Çarpıcı’ adının altına sığınan kanlı olayları görüntülemek için gece vurgunlarına başlar. Öyle ki artık olay mahaline polisten önce intikal ederek, cesetleri çekmek istediği şekilde yer değiştirir. Film,  insanların para uğruna ne kadar ileriye gidebileceğini gözler önüne koyar.

İnsanlar para uğruna, etiklik kavramını hiçe saydığı gibi benliklerinide kontrol edememeye başlar. Bastırılmış duygular su yüzene çıkarak, para hırsı insanı ele geçirir. İşte tamda bu zamanda, insanlar yapmayacağım dediği her şeyi teker teker yapmaya başlar. Günümüzde para kavramı araç olmaktan çıkarak yegane gücün simgesi haline gelmiştir.

Necip Fazıl Kısakürek’in dediği gibi: ‘İnsanın kazandığı paradan değil, paranın kazandığı insandan kork.’

 

Kaynakça: 

https://www.google.com.tr/amp/s/www.paradurumu.com/amp/gelsin-paralar/paranin-tarihi-ve-bugunu-hakkinda-bilinmesi-gerekenler-haberi-3901

https://www.bircokbilgi.com/eskiden-para-yerine-ne-kullanilirdi

https://www.psikosentez.com/benlik-kavrami-nedir

http://www.beyazperde.com/filmler/film-222858/

 

Yorum bırakın