Ufukta görünen küçük gemilerde herkesin bir hayali vardır. Ancak bazen o hayaller dalgayla ayağına gelirken, bazen de fırtınayla senden uzaklaşır. İnsanlık böyle bir şeydir. Tam hayal eder gerçekleşmesini bekler, ancak birden karşısına bir engel çıkar ve bütün hayalleri sular altına gömülür. Hayatın cilvesi, hayal bile kurmamıza bazen imkân vermez. Hayatım boyunca kendi doğrularım, doğrultusunda yaşamaya çalıştım. Ama hayat hayal kurmama dahi izin vermedi. Ancak hiçbir zaman pes etmedim. İnsanların intikam yeminleri vardır benimde ettiğim gibi. Belki de bu hayatta halen nefes alıyorsam beni ayakta tutan yegâne güç vermiş olduğum intikam yeminiydi.

Kapı açık kalmıştı, oradan girdim içeriye. Genellikle bir yere girerken destur almam. Alışık olduğum bir hareket değildir, belki de izin almayı küçük yaşlarda bırakmıştım. Hayata hiç izin alıp gireni gördünüz mü? Ya da en azından benim hayatıma girenler, hiç benden izin almamış. Tabi aynı şekilde hayatımdan çıkanlarda. Bir insana alıştıktan sonra onsuzluğa alışmak zaman alıyor. Hatta bazen o kadar zaman alıyor ki önünüzdeki cevherleri göremeyecek kadar kör oluyorsunuz. Çünkü insan içine kapanıyor, ondan başka bir şey düşünmek istemiyor. Düşünsenize bir günü bile onsuz geçmediği günden, birden onsuz geçen günleri. Ne kadar da acı verici öyle değil mi. Hayatına iz bırakanlar, o izin içinde kaybolurken sen sadece o izi izlemekle yetinmek mecburiyetinde bırakılıyorsun. Sevdiğin kolların arasından kayarak giderken el bile sallayamıyorsun.

Belli bu gecede beni rahat bırakmayacak. Korku ne kadar da kötü bir şey öyle değil mi, korktuğunu bir kerecik belli ettiğinde sana yapışır ve peşini rahat bırakmaz, illa sana kendini hissettirir. Hani derler ya köpekten korktuğunu hissettirme eğer sezerse sana saldırır, korkuda böyle bir şey, korktuğun zaman sana karşı gardını alır ve sana saldırmak için belirli bir an bekler. Yakaladığı anda ise seni çaresiz bırakır. Çaresizlikten kurtulmanın tek yolu ise korkunun üzerine gitmektir. Günümüzde acaba hangimiz korkularını yenmek için onun üzerine gidiyor. Genellikle bizler üzerine gitmek yerine üç adım geri gitmeyi tercih ediyoruz. Bana sorarsanız korkudan kurtulmak için savaş açmak lazım. Madem korku size ara sıra kendini hissettiriyor sizde o hissettirmeden onun üzerine gitmeniz lazım. Savunmayı bırakarak hücuma geçmek lazımdır. Ancak, dikkat edilmesi gerekilen bir husus vardır; avlanmaya giderken av olmaktan kaçınmak. Cesaretinizi eğer toplamadan karşısına çıkmaya çalışırsanız işte o zaman av olursunuz ancak tüm cesaret ve öz güveninizle karşısına çıkarsanız avlarsınız. Bundan dolayıda korkunun karşısına cesaretli çıkılmalı ve o korkuyu mağlup etmeden geri dönülmemeli. Hayatta herkesin kendi çapında korkuları vardır ve bu korkular çevreden çevreye değişiklik gösterir. Benim bu hayatta tek korktuğum şey görünmeyen canlılar. Hani gece vakti ses çıkaran veya gölgesini gördüğümüz hayaletlerden bahsediyorum. Ne kadar onları gözümüzle görmesekte yine de odamızın bir köşesinde yaşadığını hissediriz.

Yorum bırakın