Halen Halkla İlişkilerin anlaşılmadığı bir toplumda yaşıyoruz. Bilinen yanlışları düzeltmek her HİT öğrencisinin sorumluluğundadır. Halkla ilişkilerin bir sekreterlik olmadığını veya bir karşılama görevlisi vb görevleri üstlenen sorumlu biri olmadığını ve aslında bizim her bölümü ilgilendiren bir yönetim fonksiyonu olduğumuzu topluma öğretmemiz gerekir. Ayrıca her sektöründe Halkla ilişkilere ihtiyaç  duyduğunu topluma göstermemiz gerekir. Bu bölümü kazanan birçok kişinin ailesinden baskı görmesini bu bölümü okuyup ne yapıcaksın ki diye aşağalanması bence cahilikten öte değildir. Halkla ilişkiler duayeni Sayın Prof.Dr. Filiz Balta Peltekoğlu’yla yaptığım röportajımda Halkla ilişkilerin neden anlaşılmadığını ve Halkla ilişkiler hakkında öğrenilmesi gerekilen konular hakkında keyifli bir röportaj yaptık. Umarım ki birgün Halkla ilişkiler gerçek değerine ulaşır….

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi olan Prof. Dr. Filiz Balta Peltekoğlu ile halkla ilişkiler üzerine anlamlı ve keyifli bir röportaj yaptık.

1.Sayın Prof. Dr. Filiz Balta Peltekoğlu; Halkla ilişkiler alanında eğitim almaya nasıl karar verdiniz? Bu yönde sizi etkileyen faktörler ve insanlar kimlerdi? Bize biraz bahseder misiniz?
Bizim sizin gibi internete girip araştırma şansımız yoktu. Hangi fakültede hangi dersler okutulduğunu ya da mezun olunca ne yapacağımıza dair bir fikrimiz yoktu. Ama ben tek bir şey istiyordum o da kapsama alanı geniş eğitimdi.. Yani üniversite eğitimimde bir alanda uzmanlaşmak yerine farklı farklı alanlardan beslenmek istiyordum. O zaman ki adıyla Gazetecilik Halkla İlişkiler Yüksekokulu’na 1976 yılında girdim. Tanıdıklarımızdan birisi Gazetecilik Halkla İlişkiler Yüksekokulu mezunuydu. Ondan dersleri öğrendiğimde fark ettim ki dört yıl boyunca hukuk, kültür tarihi, ekonomi, edebiyat dersleri okutuluyordu. Mesela Fransız edebiyatı İngiliz edebiyatı dersleri okutuluyordu. Dolayısıyla halkla ilişkiler eğitiminin disiplinler arası hali benim çok ilgimi çekmişti.

Halkla İlişkiler eğitimi olmasa da akademik yaşama ilgi duymam konusunda ise hocalarımın hocası İdare Hukuku Profesörü Tahsin Bekir Balta’yı ve ailemdeki diğer akademisyenleri anmam gerekir.

2. Genel olarak halkla ilişkilerin ne olduğuna dair bir kavram karmaşası mevcut. Sizce bunun sebepleri nelerdir?

Öncelikle halkla ilişkilerin farklı disiplinlerden besleniyor olması, komşu dallarla yani reklam ve gazetecilikle iç içe geçmiş olması ve siyasetten ticarete her alanda uygulanabilmesinin bu durumun temel nedeni olduğu kanaatindeyim. Aslında şöyle bakarsak halka ilişkiler çok geniş bir disiplindir. Bir stratejik iletişim yönetimidir. Biz bu iletişim stratejisini her alanda uygulayabiliyoruz. Bu nedenlerden dolayı Halkla İlişkilerin ne olduğuna dair yapılan açıklamalarda kavram karışıklığı vardır.

3. Birçok insan Halkla İlişkiler mesleğinin ne olduğunu bilmeden ve öğreniminin kolay olduğunu düşünüp Halkla İlişkiler bölümünü tercih ediyor. Peki, sizce böyle düşünmelerinin sebebi ne olabilir?

Aslında bir önceki sorudaki cevaplar bunun sebebidir. Çünkü ne olduğu konusunda bir fikir birliği oluşmamış. Sadece holdinglerle ya da herhangi bir kurumla ilgili imaj oluşturmak ya da gelenleri karşılama yani bir tür danışma işi olduğu zannediliyor. Halkla ilişkiler ile ilgili söylenilen şu söz çok hoşuma gider: “Halkla ilişkiler imaj yaratmaktan çok daha karmaşık reçetelere kadar geniş bir alana yayılır ”. Halkla ilişkileri sadece imaj oluşturmak olarak görürsek şu atasözünü hatırlamak gerekir. “Sarımsağı allamışlar, pullamışlar kırk gün sonra gene kokusu çıkmış”. İşte bunun gibi allayıp pullayıp insanlar manipüle edilebilir ama yarın bunun kokusu fena halde çıkar. Peki, imaj yaratmaktan karmaşık reçetelere kadar dediğimiz o geniş yelpaze ne içeriyor? Az önce söylediğim gibi kurumun amaçlarına yaklaşabilmesi için nasıl bir iletişim stratejisi izlememiz gerektiğini halkla ilişkiler zaten açıklıyor.

4. Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü öğrencilerine bu alanda başarılı olmaları için tavsiyeleriniz nelerdir?

Aslında burada pek çok meslek için gerekli olan ama belki de bizim alanımızda daha da önemli olabileceğini söyleyebileceğim şeyler var. Öncelikle her şeyle ilgilenebilmemiz gerekli. Örneğin farklı kentlere, bölgelere gidip gezmeli, seyahat etmeli ve farklı insanlarla tanışmalı, farklı kültürleri tanımalı, dini ve kültürel ön yargılardan kesinlikle kurtulmalıyız. Bunun özellikle altını çizmek istiyorum. Ayrıca siyaseti de bilmemiz gerekli ancak gündelik siyasetten değil, siyaset biliminden bahsediyorum.

Dünyayı takip etmeli, çok kitap okumalı özellikle de romanları. Okuyacağımız o romanlar ön yargılarımızı kırmamızı sağlayacak. O yazar benim gibi düşünmüyor veya ben onun gibi düşünmüyorum demeden hepsini dünya klasiklerini kesinlikle okumalı.

Hepsini toparlayacak olursak çok okumak, ön yargılardan kurtulmak, ekonomi, siyaset bilimi, sosyolojide ve edebiyatta kendinizi geliştirmek, çok gezmek, farklı kültürleri tanımak, film izlemek, sanatla iç içe olmak yani kendi bireysel gelişiminize katkı sağlayacak her şeyi yapmak gerekli.

5. Peki, Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünden mezun olanlar hangi kurum ve işletmelerde çalışabilir?

Aslında her yerde çalışabilirler. Çünkü gerçek anlamıyla halkla ilişkiler, geleceği inşa ederken de var, satmak için de üretmek için de var, değişim içinde var, yoksullukla mücadelede de ve daha pek çok alanda var. Çalışma alanının çok geniş olduğu bir bölüm olduğunu düşünüyorum. Örneğin bir halkla ilişkiler uzmanı, siyasal partide bir lidere danışman olabilir; hem onun imajına hem de kararlarına yardımcı olabilir. holdingler, eğitim kurumları, ajanslar, sivil toplum kurumları ya da uluslararası örgütlerde çalışılabilir. Kısacası iletişime gereksinim duyulan her alanda halkla ilişkiler mezunlarına ihtiyaç duyuluyor.

6. Halkla İlişkiler mesleğini gelecekte nasıl bir konumda görüyorsunuz?

Bu çok zor bir soru ama ben yine de şöyle düşünüyorum; halkla ilişkiler dünya genelinde hep var olacak bir meslektir. Bizde ise kavram modasından söz edebilirim. Bir kavram ortaya çıkıyor bir bakıyoruz herkes onun üzerine konuşuyor. Daha sonra başka bir kavram çıkıyor bütün makaleler onun üzerine yazılıyor. Ama adı ister iletişim yönetimi, ister kurumsal iletişim, isterse önceki yıllarda olduğu gibi basın yayın şubesi her ne olursa olsun bu işlev her zaman gerekli olacaktır. Çünkü iletişimin olmadığı bir hayat düşünülemez. İletişimden kasıt sadece konuşmak değildir. Önce bir ülke, bir toplum sistemi, bir insan vücudu düşünelim. üst sistem bir de ona bağlı alt yapılar var. Mesela bir devlet sistemin içinde eğitim, adalet, sağlık sistemi var. Peki devlette bu sistemler arasında bedende olduğu gibi bir bağlantı olmadığında yani iletişim olmadığında işler yolunda yürüyebilir mi? Tabi ki hayır! Ya da mesela holdinglerde muhasebe, pazarlama, üretim birimleri birbirinden kopuk habersiz yürüyemez, birbirleriyle iletişim halinde çalışmaları gerekmektedir.

7. Yeni gelişen teknolojiler ile birlikte sosyal medyanın halkla ilişkilere etkisi sizce ne düzeyde değişti ya da gelişti? Geleneksel Halkla İlişkiler yöntemleri yavaş yavaş tarihe mi karışıyor?

Güzel bir soru bir öncekiyle bağlantılı konuşalım, bunu nerede görüyoruz? Halkla ilişkilerle ilgili az önce söylediklerimin temeli nedir, halkla ilişkiler her zaman var olacak ama ne olacak belki ismi değişecek veya başka bir şey olacak ama her zaman olacağı kesin. Peki, nasıl var olacak? Tabi ki bir evrim geçirecek. Nasıl ki daha önce tabletler üzerine yazı yazılarak haberleşirlerken sonra meydanlarda, arenalarda söylevler verilerek iletişim sağlanmışsa ve sonraları bülten, gazete, dergi, radyo, televizyon derken şimdi ise internet… Bana sorarsanız geleneksel mecra yok olmaz. Bugün hâlâ gazete kullanılıyor. Bazı insanlar mobilden, bazıları ise kâğıt kopyadan okuyor ama sonuçta varlığını sürdürebiliyor. Yöntemler değişiyor ama omurga aynı.

8. Halkla İlişkilerde akreditasyon sorunu hakkında ne düşünüyorsunuz? Ne gibi çözümler üretilebilir?

Gerçekçi olmak gerekirse bunun önüne geçmek pek kolay değil. Bu sektörde var olabilmek için halkla ilişkiler bilgisinin, yani kuramsal bilginin dışında başka birtakım niteliklere de sahip olunması gerekiyor. Biz olması gerekeni konuşuyoruz ama herkes bu niteliklere sahip olamuyor ne yazık ki. Çözüme gelecek olursak hukukta ve tıpta olduğu gibi tabipler odasına ya da avukatların baroya kayıtlı olmaları gibi meslek kuruluşlarına üyelik gibi koşullar aranılabilir. Ama öncelikle geleceği inşa etme gücüne sahip bu meslekte çalışacak olanlara gerekli donanımı sağlayacak bir eğitimin öncelikli koşul olduğunu düşünüyorum. Çünkü ancak sorgulayan, dünyayı anlayan, yazma becerileri gelişmiş, çok yönlü ve evrensel etik ilkeleri benimseyen bireylerle halkla ilişkiler mesleğinin gerçek anlamıyla uygulanabileceğine inanıyorum. Zaten bu nitelikler, mesleki rekabet gücünü de arttıracaktır Modern alanda baktığımızda bu kadar disiplinler arası bir olgunun geçmişi de ülkemizde çok eski değil.

9. Vakit ayırdığınız için teşekkür ederim. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Son olarak şunu eklemek istiyorum; bir sürü olumsuz sonuçlara neden olabileceğini kabul etsem de halkla ilişkilerin acımasızca eleştirilmesine de karşıyım. Çünkü; beyaz halkla ilişkileri uygulayabilsek, her zaman etik içerisinde kalabilsek, halkla ilişkiler uygulamaları manipülasyondan uzak kalsa halkla ilişkiler barışın ve toplumsal kalkınmanın elçisi de olabilir. Ben halkla ilişkileri ne zemzemle yıkayıp bir yere koyuyorum ne de kapkara görüyorum. Sadece çok güçlü olduğuna ve etik kurallar içerisinde insanlığa katkı sağlayacak bir şekilde kullanılması gerektiğine inanıyorum. Zira etikten uzak gücün çok sorunlu olacağına inanıyorum. Bu bağlamda da geleceğin halkla ilişkilercilerine kendilerine sürekli yatırım yapmalarını, soru sormaktan ve anlama çabasından vazgeçmemelerini, etik ve halkla ilişkileri birlikte düşünmelerini tabii ki iletişimin gücünün farkında olmalarını öneriyor ve başarılar diliyorum.CEEE44E3-C9D0-4145-9023-97204C762FF7

Yorum bırakın